fbpx

Blog ve video blog kavramlarını hayatımıza kazandıran temel iki teknolojik gelişme oldu. Bilgisayar ve internetin gelişimi ve herkes tarafından ulaşılabilir hale gelmesiyle birlikte medya sosyalleşti. Tarihte daha önce hiç olmadığı kadar içeriğin ürettiği ve paylaştığı bir dönemdeyiz. İşin daha çarpıcı boyutuysa artık bu içeriğin sadece profesyoneller tarafından değil, çok daha fazla sayıdaki amatörler tarafından üretiliyor olması. Artık profesyonel yayıncıların en büyük rakibi amatörler.

Haber, kültür ve eğlence alanında da durum pek farklı değil. Klasik medyanın her üç alanda da çoğu zaman geride kaldığını görüyoruz. Artık hiçbir gazetecilik veya televizyonculuk deneyimi olmayan insanların hazırladıkları içerikler oldukça fazla okunuyor, dinleniyor, izleniyor.

Bu makalenin konusu video bloglar ve YouTube olduğu için ben işin “izlenme” boyutunu ele alacağım. Kısaca blog kavramı üzerinde durarak, bunun üzerinden video blogları ve video blog kültürünü inceleyeceğim.

Blog nedir? Video blog nedir?

Bloglar, son on yılda hayatımızda yer almaya başlayan mecralar. Blogların en büyük özellikleri; kolayca oluşturulabilmeleri ve hemen herkesin teknik bilgi ile bütçe harcamaksızın kullanabilmeleri denilebilir. Şimdi sırayla blogları ve bunların hızla yaygınlaşan bir kategorisi olarak video blogları inceleyelim.

Kişisel ağ günlüklerimiz: Bloglar

Blog, “web” ve “log” kelimelerinin kaynaşması sonucu doğmuş İngilizce bir kelime. “Web” bilindiği üzere “ağ”, “log” ise “kayıt” anlamına gelmekte. Bu noktada “blog”un Türkçe tam karşılığını “ağ kayıtları” olarak kabul edebiliriz.

2004 yılında, sözlük basımcısı Meriam-Webster Inc. tarafından yılın en önemli 10 kelimesi arasında sıralanan “blog”, söz konusu sözlükte şu şekilde yer almıştır: “Blog, online kişisel günlük içeren bir web sitesidir ve genellikle tepkiler, yorumlar ve linkler barındırır.

Blogların işlev ve fiziksel durumlarına bakacak olursak; en öncelikli işlevi, pek tabii, teknik bilgi gerektirmeden, insanlara kendi istedikleri şeyleri, istedikleri biçimde yazma ve diğer insanlarla paylaşma imkânı sunmalarıdır. Bloglar internet kullanıcılarını önemli bir uzmanlık gerektiren kod yazma derdinden kurtarmakta ve böylelikle internet kullanıcılarına kolayca içerik sunma imkânı vermektedir. Bu da medyayı sosyalleştirmekte, sosyal medya olgusunun gelişimini sağlamaktadır. Bir blog sayesinde, internet kullanım bilgisi elektronik posta atmakla sınırlı milyonlarca insan tam teşekküllü birer web yayını yapabilir.

Blogların fiziksel özelliklerine bakıldığında, web sitelerinden oldukça farklı bir görünüşü ve işleyişi olduğunu rahatlıkla söylenebilir. Blog, genelde güncelden eskiye sıralanmış yazı ve yorumlardan oluşur. Çoğunlukla her paylaşımın ardına yazarın adı veya rumuzu, paylaşımın tarih ve hatta saati ile eklenir. Web sitelerinin aksine, bloglar genellikle onlarca yüzlerce sayfadan değil, çok daha az sayfadan oluşur ve bu sayfalar bir web sitesine oranla oldukça sade sayılabilir. Blog içerisinde blog yazarlarının yazıları fotoğraflarla ve hatta videolarla desteklenmiş olarak yer alır. Hemen hemen tüm blogların sağ ya da sol sütununda, son alınan yorumların ilk cümlelerinin yer aldığı bir yorumlar kısmı mevcuttur. Yorumların yanı sıra, her blog yazarının kendi takip ettiği blogları “Bağlantılar”, “Linkler” veya “Okuduklarım” gibi başlıklar altında sunduğu bölümleri de hemen her blogta görmek mümkündür.

Blogların en önemli özelliklerinden bir tanesi de okuyuculara site üzerine yorum bırakma imkânı tanımalarıdır. Bloglar, Web 1.0’ı aşarak Web 2.0’ın bir ürünü ya da oluşturucusu olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Dolayısıyla bloglar monologtan ziyade diyaloga açık sitelerdir; ücret ödemeden kurulup, herkes tarafından ulaşılabilinirlerdir.

Dünyanın en önde gelen gazetelerinden New York Times’tan, yine dünyanın önde gelen araştırma şirketlerinden Pew Research’e ve oradan da bir blog analiz kuruluşu olan Technorati’ye kadar hemen her kaynağın bize söylediği bir şey var: Dünden bugüne hemen her saniye binlerce ‘blog’ doğuyor ve her yeni blog, hayatı ve medya sektörünü biraz daha değiştiriyor!

Dünyanın dört bir yanında milyonlarca insan farklı kategorilerde on milyonlarca blog tutuyor. Bloglar kendi aralarında kategorilere ayrılıyor. Bunlar arasında kişisel bloglar, haber blogları, moda blogları, yemek blogları ve son yıllarda özellikle  video bloglar ciddi rağbet görüyorlar.

Don Tapscott ve Anthony D. Williams dünyada yaşanan blog salgını hakkında şunları söylüyorlar: “On milyonlarca insan artık, blogosfer denen bireysel örgütlenmiş, günün her anında güncelleştirilen kişisel yorum ağlarından her türlü habere, bilgiye ve fikre ulaşabilmektedir. En büyük webloglardan bloglardan bazıları günlük gazetelere rakip haline geldiler.

Video bloglar

Bugün, dünyanın dört bir yanında kişisel, haber, moda, tasarım ve benzeri kategorilerde yüz binlerce blog yayın yapıyor. Bunların arasında yer alan önemli bir kategori de video bloglardır. Özellikle son yıllarda bloglar arasında en büyük artışı video bloglarda görüyoruz. Video blog yayınlayan insan sayısı her geçen gün artıyor.

İnsanlar gündelik yaşantılarını kameralarla kaydedip, bunu video bloglarında veya YouTube kanallarında diğer insanlarla paylaşıyorlar. Hayatını paylaşan kişi bir üniversite öğrencisi de olabiliyor, evli bir kadın veya bir aile de… Örnekler her geçen gün artıyor ve çeşitleniyor.

Video blogların bu kadar gelişmesinin ardında ise bilişim teknolojilerindeki ilerleme yatıyor. İnternet hızının artması, blog yazılımlarının gelişmesi ve bunun bir sonucu olarak video eklentilerinin söz konusu olmasıyla, insanlar bloglarında video seçkileri ve hatta kendi hazırladıkları videoları sunmaya başladılar.

2012’de yazdığım “İnternet Gazeteciliği ve Blog Yazarlığı” adlı kitabımda “Zamanla internet erişim hızının ve nitelikli içeriğin ülkemizde daha fazla artmasıyla, video bloglar günümüzdekinden çok daha fazla dikkat çekeceklerdir sanıyorum” demiştim. Öngörüm fazlasıyla doğru çıktı. Video bloglar, kısa sürede yorumlanmaya ve yoğun bir okuyucu/izleyici çekmeye başladı. Bunun sonucu olarak video blog sayısı ciddi bir artış gösterdi.

Video bloglar artık dünyada somut etkilerini de gösteriyor. Türkiye’nin önde gelen video bloggerları arasında yer alan Gökçen Karan, “Yeni Başlayanlar İçin Video Blog Rehberi” adlı kitabında videonun ne kadar etkili olabileceğini vurguluyor: “Ve video, daha doğrusu internet videosu dünyada pek çok şeyi değiştirdi. Politikacıların seçim kampanyalarından tutun da, firmaların ürünlerini pazarlama stratejilerine veya insanların doğum günlerini sevdiklerine duyurmalarına kadar kişisel bazda pek çok yeni alışkanlık kazandırdı veya mevcut alışkanlıklarımıza yenisini ekledi.

Gökçen Karan’la daha sonra video bloglar hakkında geniş bir röportaj da yaptım. Kendisine “Video blogda, diğer bloglarda olmayan neler var?” diye sordum. Karan’ın yanıtı şöyle oldu: “Video blog öncelikle bloga göre daha kolaydır. İlk başlarda üretim zamanı ve uğraşı daha külfetli gibi gözükse de uzmanlaştıkça bu zaman azalır.

Video blog en basit tanımı ile gerçektir, kamera ne görüyor ise onu çeker. Bir olay sizin için güzel, benim için kötü olabilir. Siz değişik yorumlayabilirsiniz ama kamera o ne ise onu çeler ve yorumu izleyiciye bırakır.”

Yazıyı değil de video yayınlamayı daha kolay gören tek isim Gökçen Karan da değil. Makyaj ve moda videolarıyla önemli başarılara imza atan Merve Özkaynak da video taraftarı. Medya Akademi için kendisiyle yaptığım röportajda Özkaynak “Uzmanlık alanım olan dijital pazarlama hakkında bir blog girişimim oldu. Ancak içimde bir yerlerde hep çocukluğumdan ve ilk iş deneyimlerimden kalan moda, makyaj ve bakım üzerine birşeyler üretme fikri vardı. Yazarak iletişim kurmak yerine konuşarak ve uygulamalı bir şekilde göstererek anlatmanın çok daha faydalı ve eğlenceli olacağını düşündüm ve kendimi bir anda Youtube’da buldum” diyor.

Özkaynak, hangi sosyal mecrayı kendisine yakın hissettiği sorusunu ise şöyle yanıtlıyor: “Hiç düşünmeden Youtube diyeceğim. Youtube üzerinden iletişimi, göz göze kurulan iletişime benzetiyorum, birçok izleyicimden ‘Sanki yüz yüzeymişiz gibi anlatıyorsunuz’ gibi yorumlar alıyorum. Videolarımı yayınladıktan hemen sonra abonelerimle yorum üzerinden iletişime geçiyoruz. Hem çok samimi hem de sıcağı sıcağına bir iletişim oluyor.”

Okan Yüksel

Medya Akademi kurucusu Okan Yüksel; Uludağ Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler, Anadolu Üniversitesi'nde Medya ve İletişim öğrenimi gördü.

Dijital pazarlama ve sosyal medya alanlarında birçok ödülün sahibi olan Okan Yüksel, ulusal ve uluslararası medya kuruluşlarının sosyal medya ekiplerinde yer aldı. Birçok ulusal ve uluslararası medya kuruluşunun sosyal medya hesaplarının kuruluşunu, yönetimini koordine etti.

Al Jazeera, Anadolu Ajansı gibi medya kuruluşlarının yanı sıra T.C. Başbakanlık ve Millî Savunma Bakanlığı gibi kurumlarda sosyal medya danışmanı ve sorumlusu olarak görev aldı.

Okan Yüksel’in Türkiye'deki pek çok üniversitede ders kitabı olarak okutulan “İnternet Gazeteciliği ve Blog Yazarlığı” ile “YouTube ve Video Blog Rehberi” adlı kitapları bulunmaktadır.

Okan Yüksel, halen "Türkiye'nin yeni medya okulu" Medya Akademi'nin koordinatörlüğünü sürdürmektedir. Medya Akademi, 2015'ten bugüne dijital pazarlama ve sosyal medya alanında Türkiye'nin öncü eğitim ve danışmanlık şirketleri arasında yer almaktadır.

https://www.okanyuksel.com

Yorumunuz:

X
%d blogcu bunu beğendi: